Bir yurtsever ziraat mühendisinin kırk yıllık rüyası: KÜP-KOOP

Bir yurtsever ziraat mühendisinin kırk yıllık rüyası: KÜP-KOOP

Dünyada birçok ekonomik düzen mevcuttur. Bunlar, uygulandıkları geri kalmış kabile devletlerinden süper kalkınmış devletlere birbirinden farklılıklar göstermektedir.

Türkiye Cumhuriyeti de ilk kurulduğu dönemlerde kendine özgü bir ekonomik model oluşturmuştu. Bu, Türk halkının tarihine ve tabiatına en uygun olan devletçi ve halkçı karma ekonomi modeliydi. Bu ekonomik model sayesinde Osmanlıdan kalan borçlarını son kuruşuna kadar ödedi. Ağır sanayi fabrikaları kurdu. Teknoloji üretiminde ilerleme kaydetti. Kurtuluş savaşını kağnılarla kazanmasının üzerinden on yıl geçmeden, kağnı arabasını logosu yaptığı savaş uçaklarını yapıp dünyaya satmaya başlamıştı bile. Tarımı ve hayvancılığı geliştirip üretimi arttırdı. Menşei bu topraklara ve bu iklimlere ait olan envai çeşit bitki tohumunu ve hayvan ırkını ıslah etti.

Bu halkçı ekonomik modelin bu toprakların geçmişinde bir örneği vardı zaten. Dünya iğrenç savaşlara ve kör cehalete sahne olmaya devam ederken, binlerce yıl önceden kıtalar arası göçler sonucu maddi bakımdan tükenen ancak yurt edindikleri Anadolu’ya tüm benliği ile tutunmaya çalışan Türkler, tarihin en hukuki en ahlaki ekonomik sistemi olan Ahiliği kurdu bu topraklarda.

Ahilik; zanaat, imalat ve ticaret yönüyle halkı ekonomik refaha kavuşturmayı, felsefi yönüyle de insanların kardeşliğini ve sosyal kültürel yönden gelişmesini öncelemiştir. Türklerin askeri ve siyasi birikimini de bunlara eklediğimizde aslında Ahilik; bütün insanlık için ezenin ve ezilenin olmadığı, üretimin ve tüketimin hakça bölüşüldüğü bütüncül bir dünya düzenini hedeflemiştir.

Tarihsel müktesebatı bu olan bir milletin bugün geldiği nokta çok hazindir. Hele tarımda ve hayvancılıkta utanç verici bir tükenmişlik yaşanmaktadır. Bunun nedenlerine girmeyelim, zira mesele derin ve az çok herkes de bu işin farkında. Bize düşen, önümüze bakmak ve Ahi Evran gibi, Atatürk gibi, yaptıklarıyla yurdumuzu bereketli, halkımızı da dünyanın en saygın milleti konumuna getiren atalarımızın izinde ülkemizi yeniden şahlandırmaktır.

İşte şimdi size, kırk yıldır böyle bir geleceğin hayalini kurmuş, bugün de bu geleceği inşa etmek için kolları sıvamış bulunan bir cumhuriyet neferini tanıtacak ve yaptıklarını anlatacağız:

Üçler Tohum AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı Ziraat Yüksek Mühendisi Rıdvan Gökçe, Bursa çiftçisini 1980’lerden itibaren silaj ile tanıştırarak hayvancılığın gelişmesine önemli katkıları olan bir Zooteknisttir. Bursa’dan bütün Türkiye’ye yaptığı çağrıda, ülke ekonomisinin kurtuluşunun yeniden karma ekonomiye dönmekle mümkün olacağını, bunun yolunun da tarım sektöründe güçlü ve örgütlü bir birleşmeden geçtiğini söylemektedir.

Sayın Gökçe’ye göre, dünyadaki tarımsal tüketim pazarlarının yabancı küresel firmaların elinde olması, bizim yerli ithalatçıların da bunlarla işbirliği içinde olması ülkemizin tam bir işgal altında olduğunu gösterir. Tarımda reformların yapılamaması, genelde uygun büyüklükteki tarımsal işletmelerle köylük üretim birimlerinin kurulamaması, arazilerin parçalanması çiftçiyi geçinemez hale getirdiğinden arazilerini terk ederek şehirlere akın etmektedir. Üretim dışı kalan topraklar yerli ve yabancı finans kaynakları eliyle satılmaktadır. Halkımız yediği, o da gıda güvenliğinden yoksun olan on lokmanın sekizini ithal eder duruma gelmiştir.

Atatürk’ün “Tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür” şiarını kendisine ilke edinen bir ziraat mühendisleri çalışma grubu, 17 Şubat 2018 tarihindeki ilk toplantısında maddi ve manevi olanaklarını birleştirdiler. Bursa Ziraat Mühendisleri Odası, Veteriner Hekimleri Odası, İnşaat Mühendisleri Odası ve diğer akademik meslek mensupları öncülüğünde Mustafakemalpaşa Damızlık Kooperatifi, Trilyebirlik, Gemlik Ziraat Odası, Gemlik Zeytin Kooperatifi ile birlikte “Kendin Üret Pazarla Kooperatifi”ni (KÜP KOOP) kurdular.

Doğal et ve mamullerini, dünyaca ünlü Trilye, Gemlik zeytini ve zeytinyağını, ünlü Azkan pişek nohudu ve diğer bakliyat çeşitleri ile doğal soğuk çiğ sütten başlayarak güvenli gıda kapsamında, Hürriyet semtindeki Yeni Karaman Mah. Turan Mehmet Cad. No 17‘deki adreste halka sunmaya başladılar.

Gıda güvenliği ve dışa bağımlılık açısından halkımızın beslenmesi yabancıların insafına bırakılamaz diyen Rıdvan Gökçe, buradaki amaçlarının; ithalata karşı sadece yerli üretimde bulunmak, bitkisel ve hayvansal gen kaynaklarımıza sahip çıkmak, sulama ve içme sularımızı korumak, yetişmiş insan kaynağımızı tarım ve hayvancılık sektöründe bir araştırma enstitüsündeki gibi çalıştırmak olduğunu belirtti.

Atatürk’ün “Birleşmede kuvvet vardır, kooperatifleşmek maddi ve manevi kuvvetleri, zeka ve becerileri birleştirmektir” sözünden hareketle bu olaya baktığımızda, sayın Rıdvan Gökçe’nin, arkadaşlarının ve ortak olan kooperatiflerin öncülük ettiği bu oluşum, Türkiye’nin tarımda ve hayvancılıkta üreterek, ürettiğini pazarlayarak yeniden kendine yeten bir ülke durumuna gelebileceğinin bir önsüzü olduğu anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla keşke insanlarımız ve kurumlarımız güçlerini bu gibi kooperatiflerde birleştirseler de tarladan sofraya kadar uzanan zinciri kendileri inşa ederek dışa bağımlı olmaktan, en kötüsü de açlıkla yüz yüze gelmekten kurtulabilseler.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ