Bursa’da İYİ Parti ve Saadet Partisi, CHP’nin payandası mı?

Bursa’da İYİ Parti ve Saadet Partisi, CHP’nin payandası mı?

İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı’nın 23 Mayıs’ta vereceği iftar, Genel Başkan Meral Akşener’in programına uygun düşmediği gerekçesiyle 30 Mayıs akşamı Nilüfer’deki İhsaniye Kapalı Pazar yerinde gerçekleştirildi. Nedense Sn. Akşener yine katılamadı. Partili vatandaşların katılımı ise beklenenin çok altındaydı.

İYİ Partililerin ailelerine yönelik düzenlenen bu iftar ve İYİ Partili belediye meclis üyelerinin tanıtım programı, Bursa’daki CHP’li yöneticilerin fetva verme gecesine döndü. İYİ Parti İl Başkanı Dr. Yahya Bahadır ile Milletvekili Ahmet Erozan birer kısa konuşma yaparken, neden hepsine birden konuşma hakkı verildiği anlaşılmayan CHP Bursa İl Başkanı Hüseyin Akkuş, Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem ile Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey neredeyse programın sonuna kadar sahneden hiç inmemecesine İYİ Partililere çok lazımmış gibi gördükleri meramlarını anlatma yarışına girdiler.

Neyse ki katılımcılar kalkmaları gerektiğini anladıklarında, dualarını alıp iftarlarını yapmıştı da CHP’li yetkililerin bu gereksiz konuşmalarına başlamasıyla birlikte alandan ayrılmaya başlamışlardı bile. Meclis üyelerinin tanıtımına sıra geldiğinde ise onları tanıtacakları İYİ Partili halktan kimse pek kalmamıştı etrafta.

Şimdi gelelim asıl konumuza:

Eğer Sn. Akşener katılmış olsaydı, birçok İYİ Partili, 31 Mart seçiminde yapılan ortak ittifak protokolüne neden CHP’nin uymadığının hesabını soracaktı kendisinden. Çünkü CHP ile İYİ Parti Bursa il yönetimleri arasında yapılan protokole göre:

“Madde 1: Seçimlerde belediye başkan adayını çıkaracak siyasi partinin, meclis üyeliklerinden belirlenen belediye başkan yardımcıları iki ve daha fazla olan belediyelerde bunlardan bir tanesinin diğer siyasi partiden belirlenmesine,

Madde 3: Seçimlerde belediye başkan adayını çıkaracak siyasi partinin, oluşturacağı ve seçim kuruluna teslim edecekleri meclis üyelikleri listelerinin sıralamasında 1. sıraya diğer siyasi partinin önereceği meclis üyesi adayının yazılmasına karar verilmiştir” denilmektedir.

Ortada bu protokol varken, Gemlik’in iki, Mudanya’nın üç, Nilüfer’in önce beş, seçimden sonra altıya çıkarılan belediye başkan yardımcılıklarına hiçbir belediyede İYİ Parti’ye bir başkan yardımcılığı verilmemektedir. Nilüfer Belediyesi üçüncü maddeyi de ihlal ederek, 1. sıradaki İYİ Parti meclis adayını geriye kaydırıp kendi partisinden olanı koymuştur, üstelik atadığı başkan yardımcılarının ve yeni müdürlerin de CHP’li olmadıkları toplumda bilinmektedir.

Hangi etnik yapıdan, hangi inançtan olursa olsun CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi tabanı ile tüm diğer demokrat kesimler bu toprakların samimi devrimcileri, samimi ülkücüleri ve hanif mü’minleridir. Tüm değerleriyle yerli ve millidirler. Böyle olduğuna inandıkları için hep birlikte ülkemizi, milletimizi, tüm değerlerimizi içeride ve dışarıda işgalci ve sömürgeci güçlere peşkeş çeken AKP’yi yerel yönetimlerden ve iktidardan uzaklaştırma mücadelesine girmişlerdir.

Öyleyse Bursa’daki CHP yöneticilerinin üç belediyeyi aldıkları 1 Nisan’dan itibaren ‘seçim bitti ittifak da bitti’ diyerek, yaptıkları protokolleri de görmezden gelerek mücadele ortaklarını yarı yolda bırakmalarına ne demeli? Yine öyleyse bu demokrasi cephesinin bugün yerel yönetimleri, yarın iktidarı kazandırdığı CHP’nin, AKP’den ne farkı kalır? AKP’nin istediği tam da Bursa’daki CHP yönetiminin yaptıkları değil midir?

Akıl var, vicdan var: Ülkeyi hep birlikte uçurumun kenarından kurtarmaya soyunmuş bir muhalefet var. Bu muhalefetin bir tabanı var. Tabanda ülkenin menfaatleri etrafında samimi bir birleşme var. Bu birleşmenin ışığında seçimden sonra aralarında nasıl bir görev bölüşümü olacağına dair yazılı akit var. Bütün bunlara rağmen ittifakın büyük ortağı CHP, seçimden sonra mızıkçılık yapıyor! Siyasi ve demokratik ahlakı geçtik, akla ve vicdana sığar mı bu? Siyasi ve demokratik ahlakın gereği, protokole uyarak kazanılan belediyelerde yönetimin paylaşılmasıdır. İnsanı insan eden aklın ve vicdanın gereği de bu belediyelerin yönetimini Saadet Partisi’yle paylaşmasanız da en azından onun da bu beldelerle ilgili düşüncelerini paylaşmak değil midir?

Neden Saadet Partisi diyeceksiniz! Unutmayın ki AKP, dünyadaki neoliberal güçlerin bir piyonudur. O güçler, AKP’yi Türkiye ve Ortadoğu’daki insanları ayrıştırarak birbirine düşman etmeye, birbirine kırdırmaya memur kılmışlardır. Ortadoğu’yu bilemeyiz ama Türkiye’de AKP’ye gönül verenlerin, bu yerel seçimlerde ortaya koydukları iradeden, bütün bu gerçeklerin farkına varmaya başladıklarını görmekteyiz. AKP’de ayrışma başladığında ise önemli kısmının çekim merkezi Saadet Partisi olacaktır da ondan.

Konumuza dönecek olursak, ülke sathında hak, hukuk, adalet demeyi kendisine şiar edinen CHP’nin Bursa’da yaptığı ne yazık ki tam bir haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizliktir. Siyasi etiğe aykırı bir cambazlıktır. Bir faşizanlıktır. Dolayısıyla sadece eleştirilmesi değil, kınanması gereken siyasi bir gaflet ve dalalettir.

Nasıl ki Ekrem İmamoğlu İstanbul’da “Kimsenin hakkını yemem, hakkımı da kimseye yedirmem” diyorsa, Bursa’da da kimsenin hakkını yemeyen İYİ Parti’nin, kendi hakkını da (isterse seçim ittifakı yaptığı ortağı olsun) kimseye yedirmemesi en doğal hakkıdır. Onun için CHP Bursa’da ürettiği bu akıl almaz haksızlığı gidermedikçe, duyarlı ve sorumluluk sahibi İYİ Partililer bu haklı taleplerinden asla vazgeçmeyeceklerdir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ