İsrail, İran’a savaş açar mı?

İsrail, İran’a savaş açar mı?

Son günlerde İsrail, sonuçları ne olursa olsun diyerek, Suriye’de bulunan İran askeri üstlerini acımasızca bombaladı. Buna muteakip, her iki ülke yetkilileri birbirlerine tehditler savurdu. Bu karşılıklı atışmaların ateşinin yükselmesine ve tansiyonun artmasına, ABD ile Arap ülkeleri arasında düzenlenen Varşova Paktı toplantıları neden olmuştur.

Bu son gelişmelerle birlikte, birçok kişi İran ve İsrail arasında savaş çıkacağını düşünmüş ve bu doğrultuda söylemler geliştirmeye başlamıştır. Ama siyaset bize, olayların dış yüzüne değil, gerçek yüzüne bakmamızı öğretti. Buna istinaden gerçekleri, medya kuruluşlarından veya siyasi beyanlardan değil, tam tersi, olayın cereyan ettiği sahalarda aramalıyız.

Dolayısıyla İran’ın, Suriye ve diğer Arap ülkelerinde yaptıklarını göz önünde bulundurursak göreceğiz ki; İran ve İsrail aynı projenin iki patronudur. Bu işbirliğiyle, Arap topraklarını karış karış paylaşmaktadırlar. Aslında İran’ın bölgede ve özellikle Suriye üzerinde bu kadar etkili ve rahatça hareket ediyor olması, ABD ile arasındaki gizli bir anlaşmanın sonucudur. Burada hedeflenen şudur: “İran’ın Arap coğrafyasına girişi ve İsrail’in bu girişe karşıymış gibi olmasının amacı; Arap halklarının İsrail’e olan kin ve nefretini azaltmak, dolayısıyla ortak düşman İran’a karşı aynı cephede saf tutturmaktır.”

Bu iddiayı, Suriye olayları başladığında birçok Amerikalı araştırmacı ortaya sürmüştü. Bugün Arap coğrafyasına bakacak olursak; ‘’İran, İsrail’den daha tehlikeli bir düşmandır’’ düşüncesinin hakim olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz.

Demek ki, plan hedefine ulaşmak için doğru işlemektedir.

İsrail’in, İran’a düşmanlığının bir kurgu ve sadece projenin bir parçası olduğunu görmekteyiz.

Aslında bu plan çok daha önce başladı!

İran’da Humeyni’nin darbeyle iktidara gelmesi, İsrail sınırında, Lübnan’ın güneyinde ona bağlı bir askeri yapının oluşumuna izin verilmesiyle başladı bu oyun.

Fakat artık bugün, bu tiyatroya çocuklar bile gülüyor.

ABD ve İsrail isteseydi, Humeyni’nin iktidara gelişiyle, ABD başta olmak üzere, batıya karşı intikam sloganlarını atan İran’ın, bölge ülkelerine adım adım yayılmasını ve İsrail sınırına kadar dayanmasını engeller ve İran’ın kendi sınırlarından çıkışına dahi izin vermezlerdi.

Fakat plan bu ya, önce İran’ın Arap coğrafyasını, toplumsal ve mezhepsel dinamikler üzerinden parçalamak, bölge toplumlarını bozguna uğratmak, dolayısıyla bölgede hakimiyetin, İsrail ve batının elinde kalmasını sağlamaktır.

İkinci bir hedef ve aslında ülkemizi de ilgilendiren yanı şudur ki; İran’ın aynı planlarla, Türkiye üzerinde batının ve emperyalist güçlerin asıl hedefini gerçekleştirmektir. Belki bu adım için henüz erken ama, belirtileri artık her köşede görünür olmuştur. Daha da vahimi, bu gerçekleri Türkiye’de çoğu insanın göremiyor olmasıdır. Hatta İran’la yürütülen birçok bölgesel işbirliğin samimi ve karşılıklı güvene dayalı olduğunu düşünen bir kısım yöneticilerimiz bile var.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ