Maçoğlu neye hizmet ediyor?

Maçoğlu neye hizmet ediyor?

Yıllardır bu topraklarda bir şeylerin doğru gitmediğini ve birilerinin çıkıp bunu değiştirmesi gerektiğini söyledik.

Sonunda bir kahraman çıktı ve bu halkın bildiğini sandığı bazı şeylerin öyle olmadığını gösterdi, gurur duyduk.

Belediyeciliğin; halkla beraber yapılabileceğini gösterdi, gurur duyduk.

Belediyeciliğin; şeffaf da yapılabileceğini gösterdi, gurur duyduk.

Belediyeciliğin; doğru yapıldığında nasıl bir katma değer üretebildiğini gösterdi, gurur duyduk.

Belediyeciliğin; çalmadığın zaman bölgeye ve halka ne kadar çok şey katabildiğini gösterdi, gurur duyduk.

Bu listeyi böyle sıralayabiliriz, bu ‘kahraman’ın bize öğrettiği ve gösterdiği şey çoktur.

Fakat…

Her zaman düştüğümüz hataya mı düşelim?

Sırf ‘bizden’ diye ya da sırf ‘çok güzel şeyler yaptı’ diye yanlışa da doğru mu diyelim?

Ben kendi adıma diyemem.

Konu tam da burada başlıyor.

*** ***

Tunceli mi, Dersim mi?

Cumhuriyet Halk Partisi üyesi, hatta kadrosu olarak Tunceli’de olsaydım (parti suçu teşkil eder) oyumu kuşkusuz Maçoğlu’na verirdim.

Fakat iki gün önce bir şey yaşandı ve büyük bir tepkiyle karşılandı.

‘Komünist Başkan’ olarak bildiğimiz, övündüğümüz Fatih Mehmet Maçoğlu; Tunceli Belediyesi’nin resmi Twitter hesabının adını ‘Dersim Belediyesi’ olarak değiştirdiğini duyurdu.

Aslında baktığınızda benim için çok sorun teşkil eden bir durum değil, kitleler arası tartışmayı alevlendirmese yorum dahi yapmayı istemezdim.

Ama şahsi kanaatim, yapılanın yanlış olduğudur.

Bunu sol-sosyalist bakış ve siyasi bakış olarak ise ayrı yorumlamam gerekiyor.

İlkinde şahsi fikrim dediğim için altını çok doldurmama gerek yok, kanaatimin bu yönde olması sonuçta beni bağlayan bir durum.

Fakat ideolojik ve siyasi olarak bir tez sunuyorsam –ki şu an onu yapmaya çalışıyorum- o zaman yazdıklarımın ya da söylediklerimin altını doldurmam gerekiyor.

Tam da bu noktada:

Maçoğlu; resmi olarak aldığı evrak olan mazbatada adı ‘Tunceli Belediyesi’ yazan tüzel kurumun adını ‘Dersim Belediyesi’ olarak değiştirme yetkisine sahip değildir.

Maçoğlu; bir ideolojiyi temsilen orada bulunduğu hepimizin malumu, bunu da çok güzel iyi götürdüğüne şüphe yok. Bu ideoloji; bu topraklarda tepkiyle karşılanır, dışlanırdı.

Maçoğlu, icraatları ile bunu yıktı. Üstlendiği misyon gereği; kimseye faydası olmayan, topluma hiçbir negatif ya da pozitif katkısı olmayacak bir konuyla bu kadar başarılı bir sürece zarar vermesi ciddi bir hatadır.

Maçoğlu; orada sadece partisini değil, komünistleri de temsil etmektedir.

Dersim-Tunceli konusu tarihi bir konudur, siyasi laçkalığı kaldırmaz. Bu konuda bir fikri ya da karşı olduğu bir şey varsa; bunu farklı şekillerde hayata geçirebilir. Bu şekilde liseli tavrıyla yaptığı usulsüz bir davranışla tarihin ve ‘Dersim’ halkının kendisine saygısızlık etmiştir.

‘Dersim mi yoksa Tunceli mi‘ kavgasına girmeyi siyasi açıdan yararsız ve gereksiz bulduğum için çok girmek istemiyorum. Fakat bu konuda birkaç şey söylemeden de konunun üstünden geçmeyi de doğru bulmuyorum.

Birinci olarak; Dersim, tarihi bir anlama sahiptir. Bu nedenle adının değiştirilmesine tepki koyanlar olabilir, kabul görülebilir. Fakat; başta belirttiğim üzere, yararsız bir tartışma olacaktır. Şöyle ki; Şanlıurfa’ya Edessa mı demeliyiz bu durumda? Dersim’i, Şanlıurfa ya da diğer tarihi isimlerin olduğu şehirlerden ayıran tek nokta yakın tarihimizde bir ‘katliam’ diye adlandırılan olayın yaşanması ve bunun suistimal edilmeye yatkın olması diye düşünüyorum.

İkinci olarak; Dersim, Osmanlı Devleti zamanı o yörenin tarihsel bir adıdır. Cumhuriyet ile birlikte 1935 yılında ‘Tunç gibi adamların yaşadığı diyar’ vb anlama gelen ‘Tunceli’ ismini almıştır. Burada yatan direkt olarak Mustafa Kemal karşıtlığı ya da düşmanlığı olarak anılıyor.

Böyle bir atmosferde; Türkiye’de yeni bir çağı başlatmayı amaçlayan bir ideolojinin temsilcisinin de bu tarz gereksiz bir tutum sergilemesi stratejik ve taktiksel açıdan da, politik olarak da doğru değildir.

Şahsi kanaatim olarak da; TKP’nin 31 Mart seçim sürecinde yayınladığı bir bildiriyle üstü örtülü HDP’ye gönderme yaparak, ‘onların alternatifi biziz, sizi yalnız bırakmayız’ demesinin bir başka sonucu olarak görüyorum.

Çünkü; bu tartışmanın bugüne kadar tanıdığımız Maçoğlu ya da onun ideolojisine herhangi bir katkısı yoktur. Aksine zararı, katkısından bile fazladır. O zaman bu eylemin yapılmasının amacı, HDP’nin misyoner Kürt oylarına talip olmak mı?

Amacı her ne olursa olsun…

*** ***

Son söz olarak, bir sosyalist olarak, bir solcu olarak;

Fatih Mehmet Maçoğlu’nun hizmet ederek yükseldiği Tunceli Belediyesi’nin Türkiye’nin atmosferini değiştireceğine ve bizlerin propagandasına katkı koyacağına olan inancım azalmıştır. Bu siyasi hatayla Maçoğlu sadece kendisine değil, ‘komünist ideoloji’ye sahip milyonlarca yurtsevere de zarar vermiştir.

*** ***

Ama her halükarda bu konunun belli çevrelerce abarttığı kadar da tartışılmasını doğru bulmuyorum.

Dersim – Tunceli tartışması zaten bölünmüş olan solu biraz daha böler, bölünenleri de olduğu mevzide daha da sağlamlaştırır.

Doğal olarak sağ siyaset bu işten kârlı çıkar.

Solun kendi sorunlarını daha dikkatli, döneme uygun olarak daha doğru yöntemlerle çözmesinden yanayım.

Saygılarımla…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ