Meral Akşener, o belgeye nasıl imza attı!

Meral Akşener, o belgeye nasıl imza attı!
03.03.2022
A+
A-

Korkusuz gazetesi yazarı Ahmet Takan, 28 Şubat’ta 6 muhalefet partisi genel başkanının kamuoyuna duyurduğu ve altına imza koyduğu Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi mutabakat metnini yazdı.

Ahmet Takan, korkusuz.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazısında Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi mutabakat metninde hiç Atatürk ile ilgili ifade yer almadığını belirterek, ”O,44 sayfanın içinde Türk ve ATATÜRK yok? NEDEN YOK?.. Sorsanız hepsi ATATÜRK’çü!..” eleştirisinde bulundu.

Ahmet Takan, ayrıca mutabakat metninde HDP’nin ve siyasal islamcıların isteklerinin de yer aldığını ifade etti.

İşte Ahmet Takan’ın korkusuz.com.tr internet sitesinde yayınlanan o yazısı:

En baştan söyleyeyim:

Amacım bozgunculuk yapmak değil!.. Testi kırıldıktan sonra konuşmak anlamsız, faydasız. Zaten başıma ne geldiyse hep bu yüzden gelmiştir…

Ahlatlıbel zirvesinden sonra, Bilkent deklarasyonunu da gördük!.. 44 sayfa… Satır satır okudum… Bir daha bir daha okudum… İçim yandı!.. Ahlatlıbel zirvesinden sonra, kafamdaki soru işaretlerinin küçük bir bölümünü farklı yazılarda münasip bir dille ifade etmiştim. Tedirginliklerimin kat sayısı arttı!..

O,44 sayfanın içinde Türk ve ATATÜRK yok? NEDEN YOK?.. Sorsanız hepsi ATATÜRK’çü!..

İnanmayan karşılaştırıp baksın… Bilkent deklarasyonu, 1994 yılında sözde fırtınalar estirilen Cem Boyner’in Yeni Demokrasi Hareketi programını andırıyor. YDH girdiği ilk seçimde 1995’te gümlemiş sonra tarih olmuştu!..

Deklarasyonun tümüne adı konulmadan HDP’nin ve siyasal İslamcıların istekleri girmiş. 1921 anayasasına atıf yapılıyor, 1961 ve 1982 anayasası yerden yere vuruluyor… Ancak, Cumhuriyet rejiminin kurucu ilkelerinin yer aldığı, ve daha sonra yapılan değişikliklerle Cumhuriyetin tüm altın değerlerinin yerli yerine oturtulduğu 1924 anayasası pas geçiliyor. Ne diyordu, 1924 anayasasının 1’nci maddesi; “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir”…

Paragraflar haline alıntılar yapıp okuma dikkatinizi dağıtmak istemem. HDP’nin gizlice deklarasyona nasıl sokulduğunu anlayabilmek için “Yerel Yönetimler” başlığı altında yazılanlara bakmanız yeterli;

“Yerel yönetimlerin yetki ve sorumlulukları arttırılacaktır” deniyor. Bugün ne eksik veya neyi getireceksiniz?.. “Yeni bir merkez-yerel dengesi kurulacaktır”dan bahsetmişsiniz… Ölçünüz ne, bu satırları neden muğlak bıraktınız?.. “Yeni”den kastınız ne?.. Kafanızdaki projeyi –sakıncası yoksa- neden oraya yazmadınız?.. Toplumun en hassas olduğu maddelerde kriterlerin açık seçik yazılması gerekmez miydi?..

★★★

Deklarasyonda “uzlaşılan” maddelerin hayata geçirilmesi için birçok anayasa değişikliği yapılması lazım. (Eğer aynı uzlaşı seçimlerden sonra da tam olarak devam ederse) Mesela, Cumhurbaşkanı nasıl seçilecek belli değil. Meclis mi seçecek? Kaç oyla seçilecek? 1980 öncesi gibi sürekli turlanacak mı, yoksa üçte iki çoğunluk aranacak mı? Bulunamazsa hemen salt çoğunluk mu olacak?. Üçte iki aranacak üçüncü turda bulunamazsa parlamento fesh mi edilecek? ..

Sadece Tayyip Erdoğan rejimine tepki var… Peki o zaman, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” diyorsanız, 1980 öncesi ve 2017 öncesi parlamenter sistemde yaşanan tıkanıkları giderecek tedbirler de öne çıkarılmalıydı. Onlar yok. Neden 1960 anayasasındaki gibi iki kademeli bir Meclis düşünülmemiş?.. Senato ayrıca denetleyici olurdu.

Dikkatimi çeken diğer konu; Deklarasyonda Türk ordusuyla ilgili hiç bir şey yok. Şimdiki gibi hiyerarşik düzeni bozulmuş, emir komutası dağıtılmış bir yapı ile mi yola devam edeceğiz?.. Tarikatlar/cemaatler TSK içinde cirit atmaya devam mı edecek?..

Kendime ait yorumları uzatmayayım… Maalesef, Ali Babacan ile Ahmet Davutoğlu’nun o masaya neden oturtulduğu da anlaşıldı!..

★★★

Benimkisi erken bir hayal kırıklığı mı acaba?.. Siyasetin deneyimli ismi, AKP eski İstanbul milletvekili Emin Şirin’e Bilkent deklarasyonunu nasıl bulduğunu sordum. Şirin, “olumlu baktığını” söyledi. Şirin, şöyle konuştu;

“Ben prensip itibarıyla parlamenter sistemde kuvvetler ayrılığının yani yasama, yürütme ve yargının tam olarak birbirinden ayrılabileceğini ve kuvvetler  dengesinin kurulamayacağını düşünen kişiyim. Parlamenter rejimin özünde yasama ve yürütme birlikteliği var. Bu teorik tartışmayı şimdi bir tarafa bırakalım. Altı partinin imzaladıkları 44 sayfalık Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem belgesini dikkatle okudum. Belgenin en önemli vasfı, belgenin ruhu tamamen kamplaşmış, herkesin birbirini ötekileştirmeye çalıştığı bir ortamda, bu partilerin bir araya gelmeleri, olgun bir diyalog ortamı içinde konuşup makul prensiplerde anlaşmaları çok güzel bir şey. Özellikle belgenin başında imza koydukları 2 sayfalık giriş bölümünü siyasetle ilgilenen herkesin okumasında fayda var. Sağduyu, karşılıklı saygı, hukuk devleti ve demokrasiye inanarak taahhüt etmenin altına imza koymuşlar. Bu gelişme, Türkiye’nin gergin siyasi ortamında iyi bir gelişmedir.”

AHMET TAKAN’IN YAZISININ TAMAMI İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.