Ülke gündemine dair konuşulanlar…

Ülke gündemine dair konuşulanlar…

Değerli okurlar, iyi haftalar dilerim…

‘Yine ne haftaydı be?’ diyeceğimiz bir haftayı geride bıraktık.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu, Ulusumuzun Lideri, Ulu Önder Atatürk’ün ebediyete intikalinin 80. yıldönümünü geride bıraktık. Rahmet, saygı ve şükranla yâd ederim.

-Geçen haftaya damga vuran konulardan biri de Saadet Partisi Milletvekili Prof. Dr. Cihangir İslam’dı.

Sakarya doğumlu olan İslam, bir bilim adamı aynı zamanda. Tıpta ortopedi ve travmatoloji alanında profesör unvanına sahip ve Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde Klinik Şefliği yapmış, 3 yabancı dil bilen bir milletvekili. Sadede geleyim, aptal değil, aklından zoru da yoksa neden böyle bir konuşma ve neden şimdi yaptı?

-Andımız meselesi ise kelimenin tam anlamı ile ‘’SAMAN ALEVİ GİBİ…’’ İlk açıklandığı gün yer yerinden oynadı, 29 Ekim ile beraber 2 bayram yaşattı ülkeye. Ama sonra? Bir tane sahiplenen yok, öksüz bıraktı ANDIMIZ’ı.  Özellikle CHP ve sayın Kılıçdaroğlu, Barolar Birliği Başkanı sayın Feyzioğlu, ADD, Demokrat Parti vs… Bir tek TGB…

-Suudi Başsavcı’nın Bergen’i hatırlatır tutumu, elini kolunu, bacağını sallaya sallaya. Asit yağmuru…

-Ekonomide milli seferberlik ilan edildi ama takan kim? Küçücük bir iki örnek: (her markada olduğu için) Top kek 50 kuruşken 75 kuruşa çıktı geçtiğimiz 2 aylık süreçte. % 50 net zam yaptılar. % 10 indirim 67,5 kuruş. Her zaman aldığım beyaz peynir, kilosu 26 TL iken 37 TL oldu. % 10 indirim 33,3 TL. Nerde enflasyon ile topyekun mücadele?

Burayı dikkatli okuyun değerli okurlarım: Bütün patronlar % 40 net kar etti bu ekonomik krizde!

-10 Kasım gününün önem ve manasını biliyoruz; lakin 9 Kasım günü bir önemli ve zamanlaması manidar bir olay daha yaşadık. Diyanet İşleri Başkanı bir hasta ziyaretine gitti, yer yerinden oynadı!

Yukardan aşağıya yazdıklarımın ana fikrini şöyle özetleyeyim değerli okurlarım:

Psikolojik Harp!

Bilirsiniz, ünlü Rus Fizyolog Pavlov, köpeklerine et verirken zil çalınca ve bunu çok kez tekrarlayınca, zil sesini işittiğinde et görmeden de hayvanın salyası akmaya başlar.

Bu ‘Şartlı Refleks’’tir.

Devamının sağlanması için arada bir et gösterilerek refleks pekiştirilir.

Gösterilmez ve pekiştirilmezse refleks söner.

Bizim konuyla alakası;

17 yıldır Atatürk ve kazanımları, Cumhuriyet ve kazanımları, milli bayramlar, Andımız, Türk bayrağı, milliyetçilik, TC ibaresinin kaldırılması, milliyetçiliğin ayaklar altına alınıp tekrar başüstüne çıkarılması, bir türlü kabul görmeyen Türkmen meselesi, Kürt açılımı, Roman açılımı, Ermeni sorunu, Suriyeli sorunu, Iraklı sorunu, Arap sorunu, Rabia meselesi, Müslüman kardeşler hadisesi, ekonomik krizler, 15 Temmuz darbesi, fetö ve travmaları, şimdi de tekrar yükseltiliyormuş gibi gösterilmeye çalışan milliyetçilik… Masallar, masallar…

Hepsini toplarsanız ‘Temel Güvenlik Duygusu’nun zaten ortadan kalkmış olduğunu görürsünüz.

Büyük Güçler, gerçekten büyük güçler bilimsel olarak laboratuar ortamında denekler üzerinde bireysel ya da küçük gruplara uygulanıp başarılı olmuş projeleri kitlelere bu şekilde uyguluyorlar.

Organize, her zaman işler…

Gelelim yazımın başlığına vesile olan adama:

Öztürk Yılmaz… CHP Milletvekili… Ardahan doğumlu olmasına rağmen uzun yıllardır hemşerimiz, ailesi Bursa’da yaşamakta. O’nu Musul Başkonsolosu iken IŞİD tarafından kaçırılması ile tanıdık ilk olarak. Ülkeye geri döndüğünde Başbakan Ahmet Davutoğlu idi, Öztürk Yılmaz’ı 3-4 defa alnından öptü, kucakladı, ama Öztürk Yılmaz hiç sarılmadı Davutoğlu’na. Sonra sonra çıktığı TV programlarında defalarca söyledi adam ama pek dinleyen ve önemseyen olmadı. ‘’Beni Ahmet Davutoğlu kurtarmadı, hatta defalarca uyardım baskın olmadan sayın Başbakanı’’ dedi ama…

Çıktı bu hafta bir şey daha söyledi Öztürk Yılmaz; ‘’Ezan Türkçe Okunsun!!!’’

Kendisi de biliyor böyle bir uygulamanın ne Türkiye’de, ne de başka bir ülkede reel olarak uygulanamayacağını.

Ama bir yerlere mesaj veriyor Öztürk Yılmaz.

Acayip şeyler oluyor değerli okurlar, ülkemizde acayip!

Hep Selçuklular döneminde yaşamayı istemişimdir, bir de Atatürk dönemi Kuva-yi Milliye döneminde.

Şimdi yaşadığımız dönem de, emin olunuz tarih kitaplarında en az benim yaşamak istediğim dönemler gibi yazılacaktır.

Organize her zaman işler, evet.

Ama Çanakkale’de işlemedi!

Sakarya’da işlemedi!

İnönü’de işlemedi!

Dumlupınar’da işlemedi!

İzmir’de işlemedi!

İŞTE!!!

Bu kadar oyun, plan, proje, ting&tang kuruluşlarının çalışmaları işlemeyecek yine.

Yeter ki;

Bir gün birileri çıkıp da ‘’Türk Açılımı İstiyoruz’’ demesin!

Adı Türkiye Cumhuriyeti olan bir ülkede çok tehlikeli ve tuhaf olmaz mı sizce de…

Türkiyemiz’de mutlu, huzurlu ve sağlıklı yaşamak dileğiyle…

Esen kalın.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 5 YORUM
  1. Avatar Murat Y. dedi ki:

    Ayhan Bey , Yine keyifle okuyabilecegimiz bir yazi olmus tesekkurler kaleminize sağllik.

  2. Avatar Hakan dedi ki:

    Ayhan Bey,ülke gündemine yine ışık tutmuşsunuz
    Başarılar

  3. Avatar Süleyman dedi ki:

    Ayhan Bey Saygılar etkileyici bir yazı olmuş gündeminize bazen ülkemiz adına güzel olaylar da olmakta arada onlarıda yazarsanız biraz olsun gülümseriz Ampute Millilerimiz hatra Down sendromlu futbol takımındaki dostlarımızın başarısı gibi teşekkürler.

  4. Avatar Bünyamin Aydın dedi ki:

    Sevgili Ayhan Bey,
    Yazının can alıcı noktası son cümlen
    Nedir o
    Bunca yıllık tecrübeme dayanarak söylüyorum
    Bu aymazlıkla çok uzun sürmez ben ve benim gibi aklıyla ilmiyle özelliklede Vatan Bayrak Allah aşkıyla yaşayan ve kendini Türk hissedenler sokaklara çıkıp
    Türk Açılımı istiyorum diye haykırmalarına bu gidişle çok az kaldı.
    Nedir devşirme vede beyinlerini kapatıp gözlerini yumup kulaklarını gerçeklere tıkayan vurdumduymazların sayesinde.
    Ayrıca Ülkenin Bekası diye yola çıkıp (bu gümlerde arada bir esip gürlemeye çalışıyor ya devamı
    Gelmiyor) yollara düşen Bahçeli ile Ana muhalefet partisinin başı boşluğu sivrisinek vızıltısı gibi cılız ses çıkaran Kılıçdaroğlu varken
    Vatan cumhuriyet düşmanları daha çok yol alır
    Sevgilerimle

  5. Avatar Yüksel Civelek dedi ki:

    Önce hepimizin “insan” olduğumuzu birbirimize anlatmak gerekiyor…
    önce insan, sonra siyaset

BİR YORUM YAZ